DOLAR

8,4352$%-0.07

EURO

10,0398%-0.1

STERLİN

11,7746£%-0.23

GRAM ALTIN

491,73%-0,07

BİST100

1.392,91%0.09

BİTCOİN

346831฿%-1.67988

a

ÜRETİM İSTİHDAM KALKINMA

Prof. Dr. Hasan MOĞOL

İktisadî sahada yaşanan sıkıntılar, dünya genelinde başlayan salgın hastalıkla birlikte daha da dayanılmaz hâle gelmiştir. Türk Lirası değer kaybettikçe zenginliği artan, lüks hayat seviyesi fütursuz seviyeye yükselenler bir tarafa bırakılırsa, vatandaş ciddi geçim derdi yaşamaktadır.

İşsizlik, ailelerdeki huzursuzluğun önemli sebepleri arasında yerini almıştır. Genel itibariyle aylık gelir seviyesinin, bazılarının bir öğün yemek parası kadar olmaması, toplum içinde sosyal çatışmalara zemin hazırlamaktadır. Çiftçi, gece gündüz çalışarak ürettiği tahıl, meyve, sebze ve diğer ürünleri mâliyetine bile satamazken; aracıların, marketlerin, pazarların, çiftçiden alış fiyatının 5, 10, 20 kat misliyle satması, adaletsizliğin ve halkı pervâsızca sömürmenin en açık hâlidir.

Atatürk; “köylü, milletin efendisidir!” derken ne demek istediğini, rahmetli bir büyüğümüz; “köylü üretmezse, millet aç kalır, bu yüzden köylü milletin efendisidir” demişti. En meşhur filozoflara taş çıkartacak ferâset ve zeka derinliğine sahip olan köylümüz, üretilmez ise neler olabileceğini, tüketmekten başka düşüncesi olamayan şükürsüzlerden çok daha iyi bilmektedir.

Türkiye’deki araziler tam olarak değerlendirilebilse, Türkiye ile birlikte birçok ülkeyi besleyebilecek genişlikte ve verimliliktedir. Köyler, şehirlerin bir parçası haline getirilirken; televizyonların saçma sapan ve toplumu mahvetmek üzere planlanmış dizileri, filmleri, programlarıyla sosyal yapı bozulup, köylü aykırı bir sosyal yapıya iteklenirken, arazilerin büyük kısmı boş kalmış, köylü üretemez hâle gelmiştir.

Yumurtasını, sütünü, yoğurdunu, peynirini, ununu, bulgurunu, yazlık kışlık gerekli her türlü ihtiyacını kendi bağından, bahçesinden, tarlasından üreten ve milletin ihtiyacını da karşılayan köylümüz; deli dana, kuş gribi gibi biyolojik savaşın farklı uygulamaları neticesinde artık her ihtiyacını dışarıdan karşılamaya mecbur bırakılmıştır.

Tok, herkesi tok, aç ise herkesi aç zannettiği için yaşanan sıkıntılar toklar tarafından görülmemekte, yok gibi anlatılmaya çalışılsa da, hakikatte sıkıntı çok büyüktür!…

Peki çare nedir?

Çare; altı ay sonunda ülke genelinde büyük bir bolluk, yüksek verimli bir üretim, üretime bağlı işsizliği ciddi şekilde düşürecek istihdam ve bütün bunlara bağlı olarak Türkiye’yi çok rahatlatacak bir kalkınma modelini uygulamaya koymaktır.

Böyle bir projeyi gerçekleştirebilmenin yolu şudur:

Devlet; önceden fiyat tesbiti yapıp, alım garantisi vererek, ülke genelindeki arazilerin tamamının ekilmesini sağlayacak. Bunun için faizsiz ve vergisiz şekilde tohumu, gübreyi, mazotu ve diğer masrafları verecek. Tahmini üretimin yarısı ekim sırasında, kalanı da birkaç ay sonra ürün teslim edildiğinde ödenecek. Devlet, ülkenin bütün topraklarından elde ettiği ürünleri, en fazla % 5 fark ile hiçbir aracı kullanmadan doğrudan halka satacak. Böylece hiçbir ürün ithal edilmezken, dışarıya para gitmeyecek, çiftçi kazanacak, vatandaş ucuz beslenecek, bolluk olacak, geçim sıkıntısı büyük ölçüde çözülmüş olacaktır.

Benzer şekilde hayvan üreticisine de aynı destekler verilecek. Küçükbaş, büyükbaş, kümes hayvanları ile diğer et, süt ürünleri üreticilerine destek verilecek. Devlet üreticiden alıp, aracısız olarak en fazla % 5 fiyat farkıyla doğrudan aracısız olarak vatandaşa satacak. İthâlatdan kurtulurken paranın dışa gitmesi önlenmiş, üretim artmış, ucuzluk sağlanmış, geçim kolaylaşmış, hayvancılık yeniden gelişmiş, bollukla birlikte ihracat da yapılabilecek hâle gelmiş olacaktır.

Üretimi yapılması gereken her şey için toplumun ihtiyacı olan bütün alanlarda benzeri projeler uygulanarak ülkedeki bütün sıkıntılar ortadan kaldırılabilecektir.

Üretim sahaları oluştulurulurken, buralarda ürünlerin işleneceği fabrikalar devlet tarafından kurulmalı, ürünler vatandaşın asgari ücretle muhtaç olmadan çok ucuza geçinebileceği bir seviyede halka ulaştırılmalı, halk aracıların doymak bilmeyen insafına mahkûm edilmemelidir.

İnsan ve çevre sağlığına zarar verecek hiçbir şeye izin verilmemeli, sağlığa zararlı gıda üreten ve satanların “insanı öldürmeye kast etme suçu” ile yargılanmaları sağlanmalıdır.

Satış yapılan her yerde, alış ve satış fiyatı belgelendirilerek ürünün üzerinde gösterilmelidir. Yalan beyanlar, çok ağır cezalandırılmalıdır. Halkın sömürülmesine, köle muamelesi yapılmasına asla müsaade edilmemelidir.

Bu “Büyük Kalkınma Projesi” için; Türkiye, bağımsız bir devlet olarak ihtiyacı kadar para basacak, birkaç ay sonra önce mal olarak kasasına koyacak, vatandaşa ulaştırmakla da nakit paraya dönüştürecek, vatandaşın borcu olmayacak, üretim, istihdam ve kalkınma sağlanırken, aracısız ve çok ucuz halka ulaştırılan üretim, halkın geçimini ve huzurunu sağlamış olacaktır…

Para basınca enflasyon olur iddiası ters yüz edilecek, Türk Lirası değer kazanacak, halk rahatlayacak, devlet ve millet kazanacaktır…

Bunun için tek gerekli olan tek şey; milleti sevmek, milletin menfaatini esas almak, millete merhamet etmektir…

2 0 0 0 0 0
YORUMLAR

s

En az 10 karakter gerekli

Sıradaki haber:

İMAR VE YAPILAŞMA GERÇEĞİ

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.